Şeytanın fısıldadıkları..

Emre Yılmaz, Şeytanın Fısıldadıkları isminde ilginç bir kitap yazmış. Ekşi sözlüğü okurken gözüme çarptı, inceledim ve çok beğendim. PDF formatında aradım fakat bulamadım internette :( Sadece kitaptan biraz alıntılar bulabildim ve çok ilgimi çekti.. Sizinle de paylaşmak istedim :)
Tanrıya inanırız, şeytanı ise biliriz.

Bir tanrı en çok kendine inananlara değil kendine inanmayanlara muhtaçtır. Onlar olmasa kendini tarif bile edemez. İşte bu yüzden aklı başında her tanrı önce kendine inanmayanları yaratır. Ve işte bu yüzden yeryüzünde bu kadar çok din ve her dinin bu kadar çok kafiri vardır.

Tanrının kitapları , melekleri ve peygamberleri var. Günahları ve sevapları var. Cenneti ve cehennemi , ahret günleri ve hesap defterleri var.
Peki şeytanın nesi var?
İçgüdülerimiz ve ortak çıkarlarımızdan başka hiçbirşeyi. İşte bu yüzden tanrı mümin arar.
Şeytan ise ortak. Ve işte bu yüzden binlerce yıldır şeytan hep kazanıyor.
Çünkü…..
Çünkü hep kazandırıyor.
Üstelik onunla yapılan bütün işlerde kazancımız peşin ödenir. Hemen burada buracıkta nakden ve defaten, bir kerede.

Cennet ve cehennem adlı iki filmden birini seçmek zorunda kalsanız hangisini seçerdiniz? Yaşamak için cenneti seçeriz ve sonunda hep canınız sıkılır mutluluktan. Seyretmek için ise cehennemi, işte sanatın özü budur.

”insanları iyi ki sadece yaptıkları ve yazdıkları ile yargılıyorsunuz” dedi şeytan. “ benim gibi içlerinden geçirdikleri ile yargılasaydınız mother theresa’yı bile alenen kurşuna dizerdiniz”

Günahlarınız tanrının önyargısıdır sadece.
Sevaplarınız ise cehaleti.
İçinizden geçenleri gerçekten bilse, ne ödüllendirirdi sizi bu kadar cömertçe ne de cezalandırırdı doğrusu bu kadar acımasızca.

”Nefrete sevgiden daha çok güvenirim” dedi şeytan. “Çünkü nefretin sahtesi olmaz.”

Sevginin karşıtı nefrettir diyorlar.
Hayır.
Sevginin karşıtı nefret değildir.
Yalandır.

”Küçük , bedensel ve geçici hazları küçümseyerek Ruhsal, Büyük ve ilahi hazları arayan keşişlere , dervişlere , Hint’ten ve Rum’ dan ermişlere, Sufilere ,bilgelere sakın kanmayın” diye fısıldadı şeytan
Hazzı hep göklerde arayanlar yeryüzünde bulamayan kabızlardır. Bu arif ,aşık ve cümle evliya takımı işte böyledir. Kendi kabızlık ve kasvetlerine gizemli mazeretler ararlar aslında.

Tahrik, edildikçe daha çok üstümüze varan bir beladır. Elde edilince de bütün büyüsü kaybolan bir zilli.

Bu kadar aklı başında bir dünyada yaşayanlar için tek kurtuluş delirmek olmalı.

Talihin pezevengi fırsattır. Onunla düzüşmek istiyorsanız önce fırsatı görmelisiniz.

Mutluluk üstüne düşünmek hele mutluluk için çabalamak kimseyi mutlu etmez.
Mutluluk her şeyden önce mutluluğu unutmaktır.

Yunancada mutluluk (eudamonia) sözünün içinde Şeytan (daimon) gizlidir. Bu bir tesadüf mü. Yoksa bu olağanüstü adamların bilgeliklerinin yeni bir zirvesimi? Eski yunanlılar için şeytan bize doğru yolu gösteren iç sesimize verdiğimiz isimdir. Bu demektir ki, Yunanca mutlu olmak istiyorsanız Şeytan’ı işin içine karıştırmalısınız.

Gavur dillerinde Şeytanın bir başka adı ise Lucifer’dir yani “Işık tutan” Bu gavurlar da bazen ne çok şey biliyorlar yahu.

Kimse yalnızlığı sevmez. Neden?
Çünkü kendisi tanıdığı en can sıkıcı insandır.

Yaşamın karşıt anlamı ölüm değildir.
Can sıkıntısıdır, dedim bir gün
O günden beri de canım çok sıkılıyor nedense.

Aşırı bir mutlulukta huzursuzluk vardır nedense. (Kaybedecek bir şeyler var çünkü)
Aşırı kederde ise huzur. (kaybedecek nasıl olsa bir şey kalmadı.)

İyimser ile kötümser arasındaki yegane fark vade farkıdır. Yoksa uzun vadede herkes iyimserdir.

Kimse eşit doğmaz
Ama herkes eşit ölür
İşte onun için
Ölüm acı bir son değildir
Hayatımızın yegane adil başlangıcı ve biricik fırsat eşitliğidir.

Aşk ne kadar şiddetliyse, ayrılıklar ve kavgalar o denli şiddetli olur
Hiç kavga etmeyen aşıklar mı?
Birbirlerini değil ebeveynlerini bulmuşlardır.

Büyük bir aşk her zaman bir rastlantıdır. İlişki sipariş edilir. Satın alınır. Hak edilir. Hatta çalınır. Ama aşk sadece bulunuverir. Birdenbire..

Doymak mı?
Sıradan ilişkiler ile doyar insan
Tıkınarak
Büyük aşklar oysa doyurmazlar asla
Tam tersine iştahını açarlar adamın
Çok ama çok daha büyük sofralara

Aşk, kadını ve erkeği farklı etkiler. Aşık olan kadının gözünde başka hiç bir şeyin değeri kalmaz. Aşık olan erkeğin gözünde ise her şey yeniden değerlenir.
Çünkü aşık kadın “nasıl olsa bitecek” sezgisi ile hareket eder. Aşık erkek ise “nasıl olsa sonsuza kadar sürecek” yanılgısıyla….
Aşık kadınlar bu yüzden hep endişeli ve hep huzursuzdurlar; aşık erkekler ise melekler gibi dingin ve aptallar gibi bön.

Bir erkek kadınından bıktığı için onu terk eder; bir kadın ise erkeğinden sıkıldığı için. Arada çok önemli bir fark var.

Bir erkek doyduğu için kadınından bıkar. Bir kadın ise doyamadığı için erkeğinden sıkılır.

Evlilik üç türlüdür. Ya iki zaaf evlenir, ya iki çıkar, ya da iki aşk.
Çıkar ve zaaf evlilikleri, çıkarlar ve zaaflar değişmediği müddetçe devam eder. Aşk evlilikleri ise aşklar, çıkarlar ve zaaflara dönüşene kadar.

Sadakat ihanettir.
Nasıl m?
Canım çeker ama yapamam.
Yani?
Yani sana sadık kalırken kendime ihanet ederim.
Yani?
Yani sadakat ihanettir.

başka kadınlarla yatacağımdan şüphelenen kadın aslında kendinden şüphelenmektedir.

Kıskanç bir kadın huzurumuzu bozar ama gururumuzu okşar. Ve bencil bir aşık için gururu huzurundan her zaman daha önemlidir.

Erkeklerin kıskançlığı biraz daha farklıdır. Erkek ihanet eden kadınını kıskanmaz; öbür herifin talihini, cazibesini, neşesini ve keyfini kıskanır. Erkeklerin kıskançlığı kadınlarına duyduğu güvensizlikle ilgili değil, kendi erkekliklerine duydukları güvensizlikle ilgilidir.

”çıplak gerçekler müstehcendirler. İşte bu yüzden biraz giydirildikten sonra insan içine çıkarılırlar”
Diyerek fısıldadı geldi şeytan.
Diz çöktü önüme usulca
Ve sildi elinin tersiyle gözyaşlarımı
Okşayıp yanağımı hafifçe
Fısıldadı:
Kahpece seven kahpece aldatılır.
Ya mertçe seven?
O enayide mertçe aldatılır.

Oldukça ilginç, okunulası bir kitaba benziyor. Tavsiye ediyorum.

, , ,

Powered by WordPress. Designed by WooThemes

%d blogcu bunu beğendi: