Arama Motoru Optimizasyonu (SEO), Wordpress ve daha başka birçok alanda yazmış olduğum makalelere buradan ulaşabilirsiniz.
Önemsiz veya kategorize edemediğim, hoşuma giden ve paylaşmayı sevdiğim veya sadece beni ilgilendiren birkaç saçmalık..
Vizyondaki filmleri elimden geldiğince takip ediyorum, izlediğim filmleri burada tanıtıyor ve yorumluyorum..
Dipnot: Filmden iyi anlarım.
Eh..
Son zamanlarda pek sık yazamıyorum açık konuşmak gerekirse. Bundan ne kadar rahatsız olduğumu bir bilseniz. Yanlış anlaşılmasın, yazabileceğim bir şey olmadığından değil! Aslında o kadar çok şey var ki yazmak istediğim, bir başlasam günlerce yazarmışım gibime geliyor. Her neyse, ufak dipnotlarla bu yazıyı bitireyim istiyorum.
Bugün Hakan Günday ‘ın Doğan Kitapçılık’dan çıkan Kinyas ve Kayra isimli şaheserinin siparişini verdim. Uzun zamandır ciddi manada iyi olan kitaplara vakit ayırmıyordum. Ayıramıyorum diyip yalan söylemiş olmayım şimdi, ayırmıyordum. Aslında okumayı severim ben ya? Kızdım şimdi kendime.
İnternette surf yaparken (evet nadir de olsa sitelerde dolaşmaya vaktim olur) Kinyas ve Kayra ‘dan haberim oldu, zaten hep güzel şeylerden geç haberim olur. “Bunu mutlaka okumalıyım!” dediğim ve almadığım, hatta adını bile unuttuğum kitaplar arasında yer almasını istemedim… Çok farklı geldi bu kitap, mutlaka okumalıyım! Her cümlesini, her kelimesini hafızama kazımalıyım dedim kendi kendime.. (more…![]()
Doğmamış - The UnbornUzun zamandır izlediğim filmler hakkında yazılar yazmıyordum. Bu sinemaya gitmediğimden değil, aslında halen düzenli bir şekilde filmleri takip ediyorum fakat buraya aktarma fırsatını bulamıyordum bir türlü. Her neyse, bu hafta izlediğim film The Unborn - Doğmamış, 2009 yapımı bir korku filmi. The exorcist (Şeytan Çarpması) filminin bir benzeri, şahsen beğenmedim. Daha iyi bir kurgu olabilirdi. Ayrıca film çok kısa, 1 saat 30 dakika kadar… Zaten filmi izlemek için zorla bi 30 dakikalık reklam izletiyorlar, iyice delirtiyolar beni. Ben de inatla not ediyorum o zorla izlettikleri reklamlardaki ürünleri, ısrarla almıyorum!
(more…![]()
Uzun bir aradan sonra yeniden merhaba! ![]()
25 Kasım’dan beri bir türlü blog sayfama birşeyler karalamaya fırsatım olmadı. Ciddi manada aşırı derecede yoğundum, almış olduğum SEO ve Web Tasarım müşterileri ile uğraştım. Belki biraz da blog sayfamla uğraşmak istememiş olabilirim, bunda benim de hatam olabilir. Ama niyeyse yazasım gelmedi hiç. Bugün 10 Kasım olması sebebiyle artık kendimi gerçekten zorunlu hissettim.
Şimdi birkaç alt başlıkta değineceğim şeyler olacak. İlk olarak bugünün önemine değinelim. (more…![]()
Batman: The Dark Knight - Kara ŞovalyeThe Dark Knight’ da, Batman suça karşı savaşını daha da ileriye götürüyor: Teğmen Jim Gordon ve Bölge Savcısı Harvey Dent’in yardımlarıyla, Batman, şehir sokaklarını sarmış olan suç örgütlerinden geriye kalanları temizlemeye girişir. Bu ortaklığın etkili olduğu açıktır, ama ekip kısa süre sonra kendilerini, Joker olarak bilinen ve Gotham şehri sakinlerini daha önce de dehşete boğmuş olan suç dehasının yarattığı karmaşanın ortasında bulurlar. (more…![]()
Bugün izlediğim ve 10 üzerinden değerlendirmek gerekirse 7 verebileceğim kalitede olan bir film. Filmin konusu aşağıdaki gibi, izlemenizi tavsiye ederim.
Konusu
Ted Gray (Milo Ventimiglia) her şeye sahiptir: Harvard’dan tıp diploması, manken gibi bir nişanlı (Alyssa Milano)… Kariyerine başlamadan önce çok prestijli bir üniversite hastanesinde üç aylık bir adli tıp stajı yapacaktır. Burada çok iyi bir patoloji uzmanı Jake Gallo (Michael Weston) ile tanışır. (more…![]()
